Ana Sayfa | Site Ağacı

Kaynağını gerçek yaşamdan alan, anlatıya sazın - ezginin eşlik ettiği, ses ve mimiklerin kullanıldığı anlatım türüdür.  Halk hikayeleri boyutları açısından ikiye ayrılırlar: Birincisi, bir tek olay çevresinde geçen yapısı basit, kısa olan hikayeler. İkincisi ise daha çok kalabalık kişileri, birbiri ardından gelen beklenmedik durumları ve bunun sonucu olarak da az çok çapraşıklaşan olayları birbirine ekleyerek işleyen uzun hikayelerdir. Halk hikayeleri konuları itibariyle de aşk hikayeleri ve kahramanlık hikayeleri olarak iki ana gruba ayrılır. Aşıkların saz eşliğinde söyleyip anlattıkları halk hikayelerinin özellikle, yakın geçmişe kadar, geleneksel sosyal yaşamda önemli bir yeri vardı.

Hikaye Örnekleri:

Kerem ile Aslı

Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Isfahan Şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşişinin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş, bir Müslüman kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddedemez; bir mühlet ister ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar. Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem'in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu'yu baştan başa gezmesi böylece başlar.

Kerem artık yanında sadık arkadaşı Sofu (Kerem'in dilinden: Sofu Kardeş), omuzunda sazı ile bir "Âşık" olmuştur. Her gittiği yerde, her rasladığına sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı'nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenler de... Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu bağlayan karlı, boranlı bellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılar mı iflah olmazlar. Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale erer, keramet sahibi olur. Allah onun her dileğini yerine getirir.

Bazı şehirlerde Kerem, Aslı Han'a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müddet birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında ve Kayseri'de olduğu gibi... Sonunda Kerem Aslı'sının peşinden Halep'e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa, Keşişi tehdit ederek kızını Kerem'e vermeye razı eder. İki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakat kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bu gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir türlü çözemez. yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur. Kerem'in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han'ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımla tutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur.

Sevgililerin birbirine kavuşmasıyla sona ermeyen bir macera olduğu için Kerem hikâyesi toy, düğün ve kış geceleri muhabbetlerinde eğlence vasıtası olan halk hikâyeleri arasında, çok sevildiği halde, başından sonuna kadar anlatılmaz, hattâ birçok yerlerde bunun anlatılmasını günah sayarlarmış. Kerem Erzurum'da hasta yatarken, Aslı Han'ın üç gün sonra geleceğini haber verirler.

O zaman şu türküyü söyler:

Bir han köşesinde kalmışam hasta

Gözlerim kapıda kulağım seste

Kendim gurbet elde gönül heveste

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Erzurum dağları duman dildedir

Başım yastıktadır gözüm yoldadır

Aslı hayın yârdır adam aldadır

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Erzurum dağları kardır geçilmez

Gizli sırdır her adama açılmaz

Ayrılık şerbeti zehir içilmez

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Felek sen mi kaldın bana gelecek

Akıttın göz yaşım kimler silecek

Kerem'e dediler Aslı'n gelecek

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Aslan, Kurt ve Tilki

Vaktiyle, bir aslan, bir kurt ve bir tilki arkadaş olmuşlar. Karınları acıktığından ava çıkmışlar. Av sonunda bir öküz, bir koyun bir de tavşan yakalamışlar. Avlarını bir araya getirdikten sonra aslan kurda dönerek:

-Şu taksimatı yapta paylarımızı alalım demiş.

Kurt:

-Öküz zaten sizin. Koyun benim, tavşan da tilkinin demiş. Aslan buna çok kızmış, kurda bir pençe vurduğu gibi onu uçuruma yuvarlamış. Bu sefer tilkiye dönerek:

-Şu taksimatı bir de sen yapta görelim demiş. Kurnaz tilki hemen yanıtını yapıştırmış:

-Öküz sizin akşam yemeğiniz, koyun öğle yemeğiniz, tavşan da sabah kahvaltınız. Aslan, kıs kıs gülmüş, tilkiye sen bu fikri nerde öğrendin? demiş.

Tilki:

- Uçuruma giden arkadaştan yanıtını vermiş.

Duyuru Ajandası Etkinlik Ajandası