T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ARAŞTIRMA VE EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2013 Pîrî Reis Dünya Haritası (1513)’nın 500.Yılı

2013 Pîrî Reis Dünya Haritası (1513)’nın 500.Yılı

“Pîrî Reis Dünya Haritası 500 Yaşında”,
 
Fransa’nın başkenti Paris’te 25 Ekim-10 Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen UNESCO’nun 36. Genel Konferansında ülkemizin teklifi üzerine 2013 yılı, Pîrî Reis Haritası (1513)’nın 500.Yılı olarak UNESCO tarafından kutlama ve anma programına alınmıştır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının, vakıf ve derneklerin Piri Reis Haritası(1513)’nın 500.Yılı ile ilgili çalışmalarındaki politikaların ve etkinliklerin belirlenmesi, hazırlanacak projelerin değerlendirilip, uygulamaya konulabilmesi ve Piri Reis Haritası(1513)’nın 500.Yılına yakışır evrensel nitelikte çalışmaların ortaya konulmasının sağlanması amacıyla bir “Üst Kurul” oluşturulmuştur.

Üst Kurul, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Doç. Dr. Ahmet ARI’nın başkanlığında konuya ilişkin önemli katkılar sağlayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşarlık Müşaviri Prof. Dr. İdris BOSTAN ve Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürü Cemalettin ŞEVLİ ile birlikte Pîrî Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Kamil SAĞ, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İskender PALA, Milli Savunma Bakanlığı’nı temsilen İstanbul Deniz Müzesi Komutanı Kurmay Albay Fatih ERBAŞ, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fikret SARICAOĞLU, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Levent KIRVAL ve Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Müjdat ÖZBAHÇIVANOĞLU’ndan oluşmaktadır.

2013 yılı, Pîrî Reis Haritası (1513)’nın 500.Yılı Kutlamaları kapsamında Üst Kurulca hazırlanan eylem planı 2 Ekim 2012 tarihinde Kültür ve Turizm, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme ve Milli Savunma Bakanlarının katıldığı bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurulmuştur.

Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu’na sunulan ve kabul gören “2013 yılı Pîrî Reis Haritası (1513)’nın 500.Yılı” adlı proje kapsamında Ocak ayı itibari ile çalışmalara başlanmıştır. 2013 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinlikler sitemizden de ayrıca duyurulacaktır.

Pîrî Reis Dünya Haritası (1513)’nın orijinali ve “Piri Reis Haritaları” adlı sergi 23 Ocak 2013 tarihinde Sayın Bakanımız Ertuğrul GÜNAY tarafından açılmıştır. Sergi, Topkapı Sarayı Müzesi Enderun Avlusunda 11 Şubat 2013 tarihine kadar ziyarete açıktır. Ayrıca Bilkent Kültür Girişimi’nin Piri Reis’in Haritası’nın 500’üncü yılına özel hazırladığı koleksiyon da görülebilir

PİRİ REİS

Akdeniz’den Hind Okyanusu’na Bir Osmanlı Denizcisi

Daha çok çizdiği dünya haritası ve Akdeniz’e dair Kitâb-ı Bahriye adlı eseriyle tanınan ünlü denizci Piri Reis, Osmanlı Kızıldeniz’inde Hint donanması komutanı iken idam edilerek hayatına son verildiği için hafızalarda acı bir hatıra ile bilinmektedir.

Gelibolulu Piri Reis’in, tam adı Piri Muhyiddin b. Hacı Mehmed’tir. Küçük yaştan itibaren amcası meşhur deniz gazisi/korsan Kemal Reis‟in yanında yetişti.

Kendisinin Kitâb-ı Bahriye’de anlattığına göre, amcasıyla birlikte İspanya ve Venedik’e ait kale ve sahiller başta olmak üzere tüm Akdeniz’de 1495’e kadar korsanlık yapmış ve sonra devlet hizmetine girmiştir. Bu faaliyetleri sırasında Mayorka yakınlarında bir gözcü kalesini fethettikleri, Malta’nın güneyindeki Pantelarya Adası’nı kuşattıkları, Korsika yakınlarındaki Pianosa adasını ele geçirerek halkını esir ettikleri bilinmektedir. Piri Reis, Akdeniz’deki gazaları sırasında ayrıca Toulon’un güneydoğusundaki İzledare/Üçadalar yakınında üç tüccar barçasını zaptederek Tunus’ta sattıklarını, İspanya’nın Belensiye limanı önlerinde yedi barça, Sicilya’nın batısında üç gemi ele geçirdiklerini ve benzeri olayları eserinde anlatmaktadır. Tunus sahillerindeki Bûne ve Sefaks’da iki defa kışlayan ve Tunus sultanı Mevlây Muhammed’le görüşen Piri Reis, Cezayir’in Bicâye şehrinde kaldıklarını ve yazın oradan denizlere açıldıklarını belirtmektedir ki bu durum, Barbaros Kardeşlerden önce Kuzey Afrika’ya geldiklerini göstermektedir.

II. Bayezid’in çağrısına uyarak devlet hizmetine giren Kemal Reis’le birlikte Haremeyn vakıf gelirlerinin deniz yoluyla İskenderiye’ye götürülmesinde ve dönerken Rodos şövalyeleriyle meydana gelen çarpışmalarda etkin rol oynadı. Piri Reis, İnebahtı, Moton, Koron ve Anavarin’in fethi savaşlarına (1499-1501) katıldığında Osmanlı donanmasında bir kadırga reisi konumundaydı

Kitâb-ı Bahriye’nin Hatimesi ve Bir Kadırga 
 

1519’da Kızıldeniz’de Osmanlı ve Portekiz Gemileri

Kuzey Afrika’daki ve Endülüs’deki müslümanların korunması ve İspanya sahillerine düzenlenen 1506 tarihindeki akınlarda, Portekizliler’e karşı Memlükler’e yardım için sevkedilen asker, mühimmat ve top yüklü filoyu Mısır’a elçilikle birlikte götüren amcasının yanında Piri Reis de gitmişti. Kemal Reis’in ölümüyle Piri Reis’in hayatında yeni bir dönem başladı (1510).

Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine Kaptanıderya Cafer Bey kumandasındaki filoda bir gemi reisi olarak hazır bulunan Piri Reis, Nil nehri üzerinden ulaştığı Kahire’de meşhur 1513 tarihli ilk Dünya haritasını padişaha takdim etti (1517).

Kanuni’nin 1521’deki Belgrad seferine Tuna Donanmasında ve 1522’deki Rodos seferine donanma ile katıldı. Hâin Ahmed Paşa isyanını bastırmak için 930’da (1524) deniz yoluyla Mısır’a giden Sadrazam İbrahim Paşa’nın filosunda kılavuz olarak görev yaptı ve onunla yakından görüşme fırsatı buldu ve bu sırada sadrazam onun yazdığı ilk Kitâb-ı Bahriye müsveddesini gemide inceledi (Kitâb-ı Bahriye, s. 849-855). Hava muhalefeti sebebiyle İbrahim Paşa Rodos’tan sonra yolculuğuna karadan devam edince Piri Reis, Sadrazamın isteği üzerine kitabını temize çekmek üzere Gelibolu’ya döndü. 932/1526’da Kitab-ı Bahriye’nin ikinci telifini, 935/1528’de ise, İkinci Dünya Haritasını (TSMK, H. 1824) Kanuni’ye takdim etti. Bu sırada kendisinden “Pîrî Kethudâ” olarak bahsedilmesi (Kitâb-ı Bahriye, vr.)

Korfu kuşatması sırasında 22 Ağustos 1537 Avlonya’da toplanan Barbaros Hayreddin Paşa’nın donanmasındaki gemi reisleri arasında Piri Reis’e de bir hil’at giydirildi.

1547’de onun için yeni bir dönem başladı. Ferhad Paşa‟nın yerine getirildiği Hind Kapudanlığı hayatının onur görevi olmakla beraber acı akıbetini de hazırlayacaktı.

Emrindeki 60 gemiyle Süveyş’den hareket ettiği 29 Ekim 1547’de Piri Reis, Moha Limanı’nda karaya çıktı. Amacı mahalli idarecilerin eline geçen Hind Okyanusu’ndaki tek Osmanlı üssü Aden’i geri almaktı. Bu sırada Osmanlı donanması üç Portekiz gemisini ele geçirdi ve 120 gemici esir edildi. Piri Reis’in denizden yürüttüğü harekat karşısında yardıma gelen Portekiz donanması etkisiz kaldı. Piri Reis’in Aden önlerinde iken karaya asker ve top çıkarmasıyla başlatılan genel hücümun ardından 14 Muharrem 956’da (12 Şubat 1549) Aden yeniden fethedildi. Mısır Beylerbeyi Davud Paşa’nın Aden’in fethedildiği haberini İstanbul’a bildirmesi üzerine Piri Reis’e 100 bin akçelik terakkî verildi. Bu sırada Hind kapudanı olarak rütbesi sancakbeyliğine yükseltildi ve Piri Bey oldu.

Piri Reis’in ikinci seferi Portekizliler’in Basra Körfezi’ndeki en önemli üssü olan Hürmüz üzerine oldu. Bu sefer için kadırga, baştarda, kalyata ve kalyondan oluşan 30 gemilik donanmayla Cemaziyelevvel 959 (Nisan 1552)’da Süveyş’den hareket eden Piri Reis, Bâbü’l-mendeb’i geçerek Hind Okyanusu’na çıktı ve Aden, Şihr, Zufar limanlarına ulaştıktan sonra Re’sü’l-Hadd’e geldi. Bu sırada 21 Şevval 959 (10 Ekim 1552)’da, muhtemelen oğlu Mehmed Bey idaresinde bir kalyatayı Basra’ya göndererek Basra Beylerbeyi Kubad Paşa’yı kendisine verilen görevden haberdar etti. Buna göre Piri Reis, Hürmüz’ü ele geçirdikten sonra Bahreyn adalarına kadar ilerleyerek Osmanlı hâkimiyeti altına alacak, sonra emrindeki donanmayla isterse Basra’da kışlayacak veya on gemiyi burada bırakarak Süveyş’e dönecekti (Orhonlu, Hint Kaptanlığı, s. 241) .

 

Kitâb-ı Bahriye’de Nil Nehri ve Kahire

Piri Reis Umman denizine girdikten sonra Maskat’ı kuşattı. Bir hafta süren kuşatmadan sonra kale komutanı ile birlikte 128 Portekiz askerini esir alarak kaleyi fethetti. Bundan sonra Hürmüz üzerine hareket eden Piri Reis, 28 gemiden oluşan donanma ve 850 askerle Portekizliler’in elinde bulunan Hürmüz’ü kuşatmaya başladı. Sürdürülen bombardıman ve birbiri ardına düzenlenen taarruzlarda adanın hemen tamamını ele geçirmesine rağmen, kale komutanı D. Alvaro de Noronha dayandığı için iç kale alınamadı. Çarpışmanın uzun sürmesinin Osmanlı kuvvetlerinin cesaretini kırdığı şüphesizdir. Piri Reis’in kuşatma devam ederken duyduğu en büyük endişe ise, bu sırada üstün bir Portekiz donanması tarafından baskına uğratılmaktı (Orhonlu, Hint Kaptanlığı, s. 243-244). Bir Portekiz donanmasının yardıma gelmesi ihtimali karşısında kuşatmayı kaldırarak Basra’ya doğru hareket etti. Ancak bunun kendisine verilen altın ve mücevher karşılığında olduğu haberi Basra’da yayıldı (Celalzâde, vr. 482a-b) ve Kubad Paşa bu durumu İstanbul’a bildirdi. Buna karşılık çok geçmeden bir Portekiz Donanması’nın Hürmüz önlerine geldiği haberi ithamların yersiz olduğunu göstermektedir.

Basra Körfezi’nin Portekiz Donanması tarafından kapatılma tehlikesi karşısında asıl donanmasını Basra’da bırakarak üç kadırgayla Süveyş’e hareket eden Piri Reis, gemilerden birinin yolda karaya oturup parçalanması yüzünden sadece iki kadırgayla Süveyş’e vardı ve oradan karayoluyla Kahire’ye ulaştı.

Mısır beylerbeyi Semiz Ali Paşa tarafından iyi karşılanmayan ve ordusunu savaş meydanında bırakıp kaçan bir kumandan gibi algılanan Piri Reis, Basra Beylerbeyisi Kubad Paşa tarafından da Hürmüz’deki müslümanların mal ve mülklerini yağma ettirdiği ve rüşvet karşılığında kuşatmayı kaldırdığı konusunda şikâyete uğradı. Bu sırada Kanuni Haleb’te bulunuyordu. Muhtemelen Dîvân-ı Mısır’da başı kesilerek katledildi (Aralık1553). Piri Reis’in bütün mal ve eşyası Mısır’daki idareciler tarafından müsadere edildi ve İstanbul’a gönderildi. Nitekim Mısır sancakbeylerinden İbrahim Bey, Piri Reis’in eşyasını İstanbul’a getirilirken koruma görevinde bulunduğu için 6 Cemaziyelevvel 961’de (9 Nisan 1554) otuzbin akçe terakki aldı (KK. 211, s. 35). Bir süre sonra Kubad Paşa’nın da Basra beylerbeyliğinden uzaklaştırıldığı 15 Rebîülevvel 961(18 Şubat 1554)’de mazul olarak İstanbul’da bulunmasından anlaşılmaktadır (KK. 1766, s. 43).

 

Kitâb-ı Bahriye’de Cezayir ve Limanda Osmanlı Gemileri

DÜNYA HARİTASI

Özellikleri

Pîrî Reîs’in bu ilk haritası deve derisi üzerine yapılmıştır. 87 cm. boyunda, üst kısmı 63cm. ve alt kısmı 41 cm. genişliğindedir. Dokuz renk kullanılan haritanın üst kısmının kopmuş ve kayıp olduğu tahmin edilmektedir. Haritanın tamamı bugüne ulaşmış olsaydı, yaklaşık 165x140cm. ölçülerinde olacaktı.

Haritada, kuzeyde ve güneyde otuzikili birer rüzgâr gülü bulunmaktadır. Üçü küçük ikisi büyük olan rüzgâr güllerinin toplam sayısı beştir. Standart portolan (=limanları, sığlıkları ve benzeri özellikleri gösteren deniz haritası. Liman anlamındaki porto kelimesinden gelmektedir ve deniz kıyılarını gösteren haritalar demektir) çizimlerinde rüzgâr güllerinin toplam sayısının 17 olduğu bilindiğine göre, bunlar eklendiğinde haritanın tam bir dünya haritasının parçası olduğu ortaya çıkmaktadır. Haritada Yengeç ve Oğlak dönencelerine yakın olarak düzenlenmiş eğik iki mesafe ölçeği bulunmaktadır. Ayrıca haritada, dokuz adet gemi ve sandal resmi ile, sahillerdeki ve karadaki şehirleri, hükümdarları, burçları, hayvanları ve yerli halkları gösteren çizimler yer almaktadır. Gemicilerin burçlardan da yararlandıkları ve garip yaratıklar olarak görülen çizimlerin bunları gösterdiği anlaşılmıştır.

Muhtevası  

Pîrî Reîs’in bu haritası, Atlas Okyanusu’nun iki kıyısını; İspanya, Fransa, Amerika’nın doğu bölümleri ile Florida kıyılarını ve Antiller’i göstermektedir. Yani, Avrupa ve Afrika’nın Batı kıyılarını, Atlas Okyanusu’nu, Orta ve Kuzey Amerika’yı ihtiva etmektedir.

1513 Dünya Haritası, 20 kadar mappamundodan, aynı anlamda olan ancak Araplar’ın yaptığı sekiz adet caferiyyeden, Arapça bir Hindistan haritasından, yeni yapılmış ve Sind, Hind ve Çin diyarlarını gösteren dört Portekizli haritasından ve Kristof Kolomb’un Batı haritasından yararlanarak dünya haritasını meydana getirmiştir.

Bu kaynaklar arasında en çok dikkat çekenler, Kristof Kolomb’un bugüne intikal etmeyen 1498 tarihli haritası ile iki bin yıl öncesinin İskenderiye kütüphanesinden çıkdığı varsayılan harita olmuştur. Haritayı dünya ölçeğinde önemli kılan ve gündemde tutan da daha çok birinci özelliğidir. Kolomb (Christopher Colombus), 1492-1504 tarihleri arasında, Amerika’ya 4 kez keşif seferi düzenlemiş ve kıyıların haritalarını yapmıştır. Kolomb’un bu gezilerde çizdiği haritalarla ilgili sadece bir belge bugün elimizdedir. Bu da Hispaniola (bugünki Haiti) adasının kuzey-batı kıyısını gösteren bir harita taslağıdır.

Atlas Okyanusu’nda keşf ve fethedilen yerlerin doğrulukla gösterildiği haritayı önemli kılan ve hayranlık uyandıran diğer özelliklerinin başlıcaları da kaynaklarının eskiliği ve orijinalliği, çizimlerin ancak havadan yapılan çekimlerle XX. yüzyılın ortalarından itibaren yapılabilen haritalara benzerlik arzetmesi ve yine sadece modern tekniklerle tesbit edilebilen Antartika kıyılarının henüz buzullarla kaplı olmadığı zamandaki halinin verilmiş olmasıdır.

Özellikle son tesbit Pîrî Reîs‟in kaynakları arasında buzul devrinden önce resmedilmiş haritaların da bulunabileceğine dâir görüşlerin doğmasına yol açmış ve bu haritadan yola çıkılarak kayıp olduğuna inanılan Atlantis kıtasının aranmasına kadar derinleştirilen çeşitli toplu çalışmalar ortaya konulmuştur.

Pîrî Reîs’in haritası, İspanya ve Portekizliler’in öncülük ettiği keşif yolculuklarının Osmanlı ve dolayısla İslâm dünyasına duyurulması bakımından da ayrıca önemlidir. Dünya haritasında Güney Amerika hakkında oldukça geniş bilgiler bulunmaktadır. Kristof Kolomb tarafından buranın nasıl keşfedildiği aktarılmaktadır. Haritanın coğrafî keşifler bakımından en önemli kısmı ise Orta Amerika’dır. Bu bölüm, Kolomb’un 1498’de çizip Avrupa’ya gönderdiği harita ile, seyahata çıkarken elinde bulundurduğu Toskanelli‟nin haritasındaki bilgileri içermektedir. Kolomb‟un ilk yaptığı haritada varolan, ancak gerçekte olmayan bu adaların üzerine ikinci haritasında papağan resmi yapmış olduğu ileri sürülmüştür. Pîrî Reîs bu adaları tekrarlamıştır. Güney Amerika‟da La Plata nehrinin güneyinde kara, eski Dünya haritalarında olduğu gibi, aralıksız doğuya doğru uzatılmıştır.
 

Prof.Dr. İdris BOSTAN

Fotoğraflar

İdris Bostan Arşivi

 

Piri Reis’in 1513 tarihli Dünya Haritası